|
Bu aralar yarış oyunu seven bizler resmen bir bayram yaşıyoruz. En son çıkan yarış oyunlan Juiced ve Street Racing Syndicate bence gayet güzel oyunlar, bunları önümüzdeki ay sizlere revievvlayacağım ama bugünkü konumuz, hatta bu ay X-Gamer, editörün seçimi, BURNOUT 3. Criterion tarafından yapılan ve Electronic Arts tarafından piyasaya sürülen dehşet bir yarış oyunu. Emin olun bu oyunu oynarken "hız duygusunu" damarlarınızda yaşayacaksınız.
Bene bu oyun Ekim 2004 itibarı ile gelmiş geçmiş en iyi action yarış oyunu. Bu arada action yarış diye bir şey var mı yok mu onu da bilmiyorum ama ben çıkarmışımdır belki. Demek istediğim olay böyle ciddi yarış değil de. turbo'lu. boostlu falan atraksiyonlu yarış oyunları işte. Bu kategorinin kralı bu oyun arkadaşlar. Neden olduğunu yazıyı okumaya devam ederseniz göreceksiniz.
Electronic Arts firması süper bir hamle yaptı ve tam 48 milyon dolar ödeyerek Criterion Studios'u da satın aldı. Biliyorsunuz en son herifler Far Cry'ın yapımcısı Crytek ile de anlaşmışlardı., Criterion'ı da aldılar. Allah satışlarını arttırsın ne diyeyim. Herifller piyasayı tamamen ele geçirecekler yakında. Şimdi içinizden "ulan Criterion ile piyasa ele geçer mi" demeyin, geçer. Çünkü Criterion Studios'un oyun yapımında kullanılan bir teknoloji olan RenderVVare' in de sahibi olduğunu unutmayalım. Bu alım satımdan sonra RenderVVare lisansı da Electronic Artsa geçmiş oldu. "RenderVVare ne demek" diyorsunuzdur şimdi de. Hemen söyleyeyim, demin dediğim gibi, piyasadaki bir surij oyun bu teknoloji kullanılarak üretiliyor. Mesela Fifa serisinin en büyük rakibi olan VVinning Eleven bile bu teknoloji ile yapılıyor. Böylece artık Konarni firması, yeni vVinning Eleven'lar için paso Efectronic Arts a para ödeyecek. Eheuhe. Ulan büyük şirket olmak bambaşka yaw. Şimdi adamla- kendilerindeki teknoloji ile yani EA deneyimi ile Criterion ve RenderVVare'i birleştirip ne baba oyunlar çıkartırlar helal olsun... Bu arada RenderVVare kullanılarak yapılan bir iki oyun daha söylemek istiyorum. Böylece bu teknolojinin ne kadar değerli olduğunu daha da iyi anlarsınız. GTA San Andreas da bu teknoloji ile yapılıyor. Tony Hawk serisi oyunlar da... Antonyo'yu hadi boşver, ama GTA, biliyorsunuz yok satacak çıktığı ilk gün. Yani bundan sonra bütün bu firmaların her oyun yaptıklarında EA'ye belli ir ücret ödeyecek olmaları. EA' nın zaten en çok kazanan oyun firmaları listesinde var olan zirve yerini daha da sağlamlaştıracak
İlk önce Burnout'un tarihinden bahsedecektim ama sonra gerek olmadığını düşündüm. Sadece oyunun olayından bahsedeyim, eğer hiç oynamadı iseniz ilk önce oyun nedir ne değildir onu öğrenin. Şimdi arkadaşlar, Burnout'da çeşit çeşit araba, artık nrtro mu diyeyim turbo mu diyeyim neyse işte o madde ile güçlendirilmiş durumda. Tabi bu gücü de toplamak kendi elinizde, bu olaydan daha sonra da bahsedeceğim. Yapmanız gereken, hem yarışmak hem de yeri geldiğinde kaza yapmak. Tabi oyunda bir sürü mod var, bazı modlarda en güzel kazayı yapan malı götürüyor, bazısında en çok hasarı yaratan bazılarında ise normal yarış yapıyorsunuz. Yarış ve kaza olayının en iyi işlendiği oyun bu arkadaşlar. Şimdi hemen oyunumuzu taktık ve heyecan ile beklemeye başladık. Çok güzel, akıcı, zıpkın gibi, fişek gibi açılış filmi izleyip "oh oh ne güzel ben de böyle süreceğim şimdi" diyoruz. Bu noktada bir şeye parmak basmak istiyorum. Arka fonda çalan o güzel şarkıyı dinleyin, bütün sözleri özümseyin ve ekranda gösterilendekiler ile aralarında bir bağlantı kurmaya çalışın. Şimdi ne alakası var "biz tembel nesiliz, hoyloyloy" demek ile ekranda gösterilen kazaların falan? Ben anlayabilmiş değilim ama muhtemelen oyundaki en etkili parçanın bu olmasından ötürü açılışa da bunu koymayı uygun görmüşler. Adamlar biliyor abi, bir iş yapmışlarsa, vardır bir bildikleri, biz dibini fazla kurcalamayalım.
En sonunda oyuna gelebildik. Tabii artık bir klasik haline geldiği için hemen kendimize bir profil yapıyoruz ve bu profil altında bütün yarışlarımız, rekorlarımız ve arabalarımız falan save ediliyor. Bu yararlı bir olay bence. Sonuçta bir XBOX'ı veya bir PS 2'yi aynı evde değişik kişiler oynayabiliyor. Bu profil olayı olduktan sonra herkes kendi profiline girip oyuna kaldığı yerden devam edebiliyor. Kimse kimsenin profilini rezil etmek zorunda kalmıyor. Mustafa Töpaloğlu'nun dediği gibi "faydalı bir eser" yani.
Single Event menüsüne girerek direkman aksiyona başlayabilirsiniz arkadaşlar. Zira ben bir an önce oyunu opynamanın aşkı ile yandığım için öyle yaptım. Sizleri sürprize uğratmasa gerek, ilk başta sadece iki tane parkur ve üç tane araba kullanılabilir durumda Tabi burada puan ve para kazanarak ve takedown yaparak yeni arabalar açabiliyorsunuz ama yeni parkurları açmanız için kariyer modunda ilerlemeniz gerekiyor. Takedovvn ne ulan falan diyerek heyecan yaratmayın, sakin olun evlatlarım, hepsini anlatacağım. Bu Single Event bölümünde bir sürü oyun modu var, bunlardan da biraz sonra bahsedeceğim ama işte Single Race modunun olayı böyle. O yüzden şimdi kariyer moduna geçiş yapıyorum.
Kariyer modumuza başladık. Hemen Amerika'daki yarışlara katılıp para ve puan kazanmaya, yeni parkurlar açmaya başlıyoruz. Belli sayıda yarışı kazandıktan sonra ilk önce Asya, sonra da Avrupa"daki parkurlar açılıyor. Oyunda inanılmaz sayıda parkur var arkadaşlar ve bu mekanlar her bakımdan harika modellenmiş. İşte böyle böyle bir sürü değişik yarışa, daha doğrusu atraksiyona katılarak oyundaki butun parkurları ve arabaları unlock etmeye çalışıyorsunuz. Ayrıca oyunda kupa falan ca kazanabiliyorsunuz. Her kupa için belli kriterler var. Mesela Takedovvn kupasını almak için değişik stillerde takedovvn'tar yapmanız gerekiyor, bunları beterdiniz mi, kupa da sizin oluyor. Kariyer modundan da bahsettikten sonra sizlere biraz oyundaki nitro olayını anlatmak istiyorum. Riske girip süper hareketler yapınca ya da rakiplerinize kaza yaptırınca falan alttaki nitro barınızı dolduruyor, hatta genişletebiliyorsunuz. Biraz daha ayrıntıya girelim; nitroyu doldurmak için yapacağınız bir sürü iş var. Mesela karşı Şeritte giderek ağır da olsa nitronuzu arttı rabıliyorsunuz. Diğer araçların yanından çok hızlı bir şekilde resmen onları sıyırarak geçtiğinizde "near miss" yapmış oluyorsunuz, bu da nitro'nuzu arttırıyor. Aynı anda hem gaz, hem fren yaparsanız, arabayı kaydırmaya, daha teknik bir deyimle "drift yaptırmaya" başlıyorsunuz. Ne kadar uzun sure kaydırırsanız o denli boost alıyorsunuz Rakiplerin dibine yapışık gidip tailgating yaparak ve trafikte hemen önünüzde olan kazalardan da McGyver usulü kaçarak yine nitro kazanıyorsunuz. Bunları ard-arda yaparak combo olayına da girebiliyorsunuz tabi ki. Diğer araçları ittirerek, onlara çarparak ve duvara sıkıştırarak da çok iyi boostlar kazanıyorsunuz. Şimdi gelin oyundaki modları bir inceleyelim. Önceden söylememiştim, şimdi söylüyorum, oyunda 4 değişik modumuz var arkadaşlar. Bunlar Race, Time Attack Road Rage ve Crash. Race, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi normal yarış, tabı Burnout normali. Eheuhe. Yani diğer arabaları düzerek gideceksiniz finish çizgisine. Her tür yol makbul, vur kır parçala, bu maçı kazan olayı yani.
Time attack'de yarıştığınız herhangi biri yok, ama en iyi zamanlan alt üst edebilmek, kendi kendinizi her defasında biraz daha iyiye götürebilmek için devamlı turbo toplamanız lazım ve bunu yapmanız için de dediğim gibi, daha doğrusu elemanların dedikleri gibi kendinizi riske atmanız gerekiyor. Yani kendi şeridinizde kimsenin yakınından falan geçmeden ne kadar hızlı giderseniz gidin, rekorları kıramıyorsunuz, çünkü Riske girip süper hareketler yapınca ya da rakiplerinize kaza yaptırınca falan alttaki nitro barınızı dolduruyor, hatta genişletebiliyorsunuz. Biraz daha ayrıntıya girelim; nitroyu doldurmak için yapacağınız bir sürü iş var. Mesela karşı şeritte giderek ağır da olsa nitronuzu arttırabiliyorsunuz.
Turbo yapamıyorsunuz, dolayısıyla istenilen hıza ulaşamıyorsunuz. Hiç şüphesiz en zevkli oyun modlarından birisi Road Rage. Bu modda yine atlıyorsunuz arabanıza, ama bu sefer yarış falan yaptığınız yok. Tabi yarış pozisyonunuzdasınız yine ama asıl yapmanız gereken mümkün olduğu kadar take down yapmak, yani diğer araçlara kaza yaptırmak. Aslında bu modu bir FPS oyunundaki Deathmatch'e benzetebiliriz. Nasıl ki o modda mümkün olduğunca frag yapmaya çalışıyoruz, bunda da benzer şekilde takedovvn yapıyorsunuz işte. Aynı şey. Tabi bunların da çeşit çeşit versiyonları var. Mesela en çok kullanılanlardan bir tanesi diğer arabayı duvara sıkıştırmak, Sıkışınca herif ne yapacağını bilemiyor ve "buvşupuşşşş" diye havaya uçuyor. Benzer bir olayı deniz veya uçurum kenarlarında yaparsanız ve herifi aşağıya yollayabilirseniz "Göne Fishing" yapmış oluyorsunuz. Eheuhe. Aynı UT2004'deki gibi Head Shot. Rampage, Killing Spree falan gibi bu oyunda da yaptığıız her hareketin özel bir ismi var. Ya oyun o kadar mükemmel ki kelimelere dökemiyorum oyuna olan beğeni, sevgi ve hayranlığımı. Road RAge modunda iken arabanızın belli bir hasar alma noktası var. Normal yarışlarda falan en berbat kazayı da yapsanız araba resetlenip. yeniymiş gibi devam etmenize izin veriliyor Ancak bu modda iken kaza yaptıkça kazada alabileceğiniz kadar olmasa da belli bir hasar alıyorsunuz. Tabi bu hasarlar gözle görülür şekilde oluyor. Hatta Ön kaput uçuyor falan arkaya doğru. Her şey çok hoş. Araba iyice can çekişmeye başladığında etraftan kıvılcımlar falan çıkıyor ve en sonunda "totalled" oluyorsunuz. Totalled'in ne olduğunu NFS Underground'dan biliyorsunuzdur. tabiki İşte cotalled olduktan sonra ne kadar arabaya kaza yaptırdıysanız, yani takedovvn yaptıysanız, skorunuz o oluyor Diğer puan ve bonuslarda olduğu gibi toplam takedovvn sayınız da save ediliyor be belli sayıları aştığınız zaman yeni arabalar unlock ediyorsunuz.
Çeşit çeşit takedown bar işte gençler Bunların hepsini keşfetmek sizlere kalıyor. Hepsini anlatmaya kalksam şimdi bütün X-Gamer köşesini bu oyuna ayırmam gerekecek. Çünkü hakikaten de inanılmaz detaylı, zengin, yoğun ve zevkli bir oyun bu. Sıkılmanız pek olayı değil yani, bu da oyunu mükemmel yapan özelliklerden sadece bir tanesi. Belki de en önemlilerinden biri...
Crash bölümü ise sanırım benim en sevdiğim bolum. Yok lan en sevdiğim değil ama... Dur lan en sevdiğim de olabilir karar veremiyorum oyunun butun bölümleri o kadar güzel ki. Ama bu bölüm de en sevdiğim modlardan bir tanesi. Yapmanız gereken, arabanız ile trafiğe bodoslamasına dalıp mümkün olduğu kadar büyük bir kaza yaratmak, mümkün olduğu kadar büyük hasara yol açmak. Yarattığınız maddi hasara göre madalya alıyorsunuz, belli hesar katsayılarında yeni arabaları unlock ediyorsunuz. Aman canım zaten cana geleceğine mala gelsin. Ehuehe. Şaka bir yana işte çok büyük hasarlar yaratmak biraz zaman isteyebiliyor. Genelde tam yol kesişimlerinde kaza yaparsanız, dört bir yandan gelen aralar da kazaya giriyor ve zincirleme kaza olmuş oluyor. Bunu ayarlamak da artık size kalmış. ilerleyen bölümlerde bu işi çok daha dikkatli yapmanız gerekecek, çünkü mesela bazen sizden 350 bin dolarlık hasar yaratmanız gerekiyor ama yoldaki araçlar o kadar etmiyor. Bunun için de multiplier'lar var, 2X, 4X diye, bunları almanız gerekiyor ki, toplam hasar miktarını 2'ye 4'e falan katlayın. Bazen bunları insanı acayip tilt eden yerlere koyuyorlar, o yüzden oyun biraz kritikleşebiliyor ama yine de insanda sabaha kadar sıkılmadan bu oyunu oynayacak heves ve azim var ise her şeyi geçer, kritik mıritik dinlemez.
Oyunun bu son versiyonunda yeni bir olay daha eklenmiş. Crash Breaker diye isimlendirilen bu olayda belli sayıdaki aracı kazaya dahil ettikten sonra size kendi arabanızı da patlatabilme imkanı veriliyor. Bu patlama sahnesi de çok güzel yapılmış. Bummm diye bir patlatıyorsunuz kendinizi, hemen ağır çekime geçiyor ve Matrixvari çekimler gerçekleşiyor Hele özellikle etrafta benzin tankeri falan varsa, artık değmeyin keyfinize. Crash Breaker'ı daha çok artık kazaya son rötuşlar çekilirken birkaç arabaya daha değebilmek veya etraftaki bonus puan veya multıplıer'lara ulaşabilmek için kullanacaksınız.
Ama tabii ki işte o patlamanın verdiği zevk apayrı.
Hadi şimdi da oyundaki arabalardan bahsedelim biraz arkadaşlar. Ne yazık ki oyunda her şey süper ama arabalar markalı, lisanslı arabalar değil. Hani "lisanslıya benzetelim, ne olduğunu millet arabanın tipinden anlasın ama logo koymayalım, masraftan kurtulalım" tribi olur ya işte o tribe girmişler amcamlar. Gerçi gerek var mıydı masraftan kaçınmaya bilemiyorum ama sonuçta arabalar markalı değil Yine de hemen hemen her arabaya baktığınızda "aha bu Ford GT ulan", "a a, işte bu da Ford Mustang" falan diyebiliyorsunuz. Yahu zaten bu aralar lisanslı arabaları konu alan bir sürü oyun öıkıyor, o zevkinizi orada giderin, bu oyunda zaten arabaları darma duman ediyorsunuz, sanırım amcamlar o yüzden lisanslı araba olayına gerek duymamışlar.
Burnout 3'de arabalar, daha doğrusu araçlar belli kategoriler altında toplanmış. Bu kategoriler; Coupe, Sports, Süper, Special, Muscle ve Compact. Sizler de her türün ne çeşit araçlara sahip olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur. Muscle'ın altında eski Mustang türü ve Ford GT türü araçlar var, Süper carlar arasında en baba arabalar var, Ferrari, Saleen benzerleri. Compact'de Opel Corsa, Toyota Kor Ona modunda ufak arabalar var Coupe'un altında ise Mitsubishi Galant türü araçlar var. Special'ın altında ise eski hotrodlar da dahil olmak üzre, F1 araçları benzeri özel araçlar var. Özellikle Süper Car'lar ile yansırken normal hızınızın üzerine bir de nitro yaparsanız araba hakikaten kullanılamaz hale geliyor
Şehirler ve parkurlar çok iyi modellenmiş arkadaşlar. Oyunda üç ayrı kıtadaki yarışlara ve atraksiyonlara katılabiliyoruz. Bu kıtalar Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa. Tabii sizin de tahmin edebileceğiniz üzere her mekanın kendine has çevre düzeni var. Çin'de şunlar var, Amerika'da bunlar var falan filan diye çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Hepiniz zaten hangi mekanın nasıl olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur.
Ayrıca oyunda o kadar çok parkur var ki kafayı yersiniz. Sıkılmanıza imkan yok. Demin de dediğim gibi sadece Crash için bile tam 100 tane mekan var. Düşünün artık sıkılmanın imkanı var mı yok mu.
Hiç şüphesiz en zevkli oyun modlarından birisi RoadRage.Bu modda yine atlıyorsunuz arabanıza ama bu sefer yarış falan yaptığınız yok. Tabi yarış pozisyonunuzdasınız yine ama asıl yapmanız gereken mümkün olduğu kadar take down yapmak, yani diğer araçlara kaza yaptırmak. Aslında bu modu bir FPS oyunundaki Deathmatch'e benzetebiliriz.
Bütün bu anlattıklarım tek kişilik oyun içindi!!! Daha bunun multiplayer'ı var. Aynı ekrandan arkadaşlarınızla çekişmeli bir şekilde oynayabileceğiniz bir sürü mod var. Bunlardan en eğlencelisi Double Impact denen ve Crash modunun iki kişilik oianı. Ekran ikiye bölünüyor, işte iki kişi, aynı anda başlıyor. Diyelim evde karpuz kestiniz, masaya koydunuz, oradan biri "hadi beyler karpuza gelin" dedi. Nasıl ki "hurrraaa" diye karpuza saldırırsınız, bunda da benzer şekilde hurra diye iki araba trafiğe saldırıyorsunuz. Kim daha çok hasar yaratırsa kazanan o oluyor Bazen puanlar çok yakın oluyor Hani seçim zamanı puanlar adım adım gider gelir ya bir o parti arasında bir diğerinde. işte o misal. O yüzden evde neşeli bir hava estirebilıyor oyun online modlan. Hatta bazı modlarda 4 kişi co-op olarak oynayabiliyorsunuz. Eşli bilardo oynar gibi. O muhabbet de ne güzeldir.
Grafikler tek kelime ile mükemmel diyebilirim arkadaşlar. Her ne kadar TV'de belli çözünürlüğü aşamasak da sonuçta oyun yine de mükemmel gözüküyor. Gerek burnout yaptığınızdaki ekranın bllurlaşması, gerek araçların çıkardığı kıvılcımlar, gerek ağır çekim görüntüler, gerek parkurlar, gerek arabalar... Burnout yaptığınızda hem ekran blurlaşıyor hem de egzozdan daha fazla ısı ve gaz çıktığından dolayı öyle bir sıcaklık efekti oluşuyor ekranın alt kısmında. İnanın sadece resimlere bakarak bu oyunun ne kadar süper olduğunu anlayamazsınız arkadaşlar. Ya videosunu seyredeceksiniz ya da oyunu oynayacaksınız. Harikulade bir oyun. Her şey tek kelime ile harika gözüküyor. Çok fazla uzatmadan "mükemmel grafiklere sahip bir oyun" diyorum ve geçiyorum.
Ne yazık ki oyuna sadece iki tane kamera açısı koymuşlar. Biri bumper cam yani tampon kamerası, diğeri ise chase cam yani arabayı arkadan gösteren kamera. Aslına bakarsanız bu ikisi zaten yeterli, yani ne bileyim kokpit kamerasına falan hiç gerek yoktu. Gerek olmadığından dolayı adamlar da koymamışlar zaten. Eehuehe. Ben genelde chase cam'den oynadım, çünkü genelde arabaları take över yapmanız gerektiğinden dolayı sağınızı solunuzu falan da görmeniz gerekiyorç. Bir de zaten kazaları falan çok daha iyi görebiliyorsunuz bu kamera ile. Ama canınız sıkılınca da bumper cam'e geçersiniz benim gibi. Kimse sizin keyfinizin kahyası değil nasıl olu.
Kameralara devam edelim, oyuna yeni konan Impact Time diye bir şey var arkadaşlar. Herhangi bir kaza yaptığınızda A tuşuna basarak Impact Time'a geçebiliyorsunuz. Zaman yaklaşık 10 kat falan yavaşlıyor, ağır çekime geçiliyor. Bu kameranın maksadı ise sizin kaza anında da arabayı kontrol edebilmeniz. Bu biraz mantıksız bir şey aslında ama sonuçta oyunda işe yarıyor. Kaza yaptığınız zaman ağır çekime geçip trıgger' ı oynatarak arabayı çok ağır da olsa sağa sola falan götürebiliyorsunuz. Mesela havada iken de arabayı kontrol edebiliyorsunuz. Bundaki esas maksat, diğer araba ara da çarpabilme imkanının size verilmek istenmesi. Biliyorsunuz kazalarda falan ne kadar çok hasar yaratırsanız o kadar çok puan kazanıyorsunuz. O yüzden bu kamera olayını bu amaç uğruna kullanabilirsiniz. Ama bence sadece kazayı daha estetik, daha güzel bir şekilde izlemek için kullanılıyor bu impact time genelde. Crashbreaker ve impact time'ı çok iyi kullanıp puanlarınızı ve bonuslannızı arttırabilirsiniz.
Artık oyun akıcılığında herifler iyice olayı aştılar arkadaşlar. Mesela bir arabayı takedown
yaptığınızda otomatikman kamera diğer arabaya geçiyor, tabı hemen ağır çekim oluyor, arabanın nasıl darma duman olduğunu gösteriyorlar, sonra 2-3 saniye geçiyor ve Kamera size geri dönüyor ve tam surat, kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Bunları okumakla olmuyor arkadaşlar, Allah askına alın şu oyunu... Kendi gözlerinizle gördüğünüzde siz de benim gibi feci bir şekilde etkileneceksinİz. Ninja Gaiden ne kadar akıcı bir action oyunu ise, bu da o kadar akıcı bir yarış oyunu
Gelelim müziklere. Electronic Arts firması yine yapacağını yapmış ve harika bir sountrack koymuş oyuna. Parçalar mükemmel... Daha evvel de dediğim gibi her ne kadar açılış filmine o "we are the lazy generation" şarkısı gitmemiş olsa da en çok hoşuma giden parsa o oldu. Ama diğerleri de hakikaten kaliteli parçalar. Mesela "everoune lies" diye nakaratı olan bir parça var, R.E.M.'in "everybody hurts""ünden sonra biraz hızlı kaçıyor ama olsun. Oyundaki parçaların hemen hemen hepsi sabahleyin yataktan kalktığınızda dinlediğiniz takdirde "ay yaşamak ne güzel, hadi canlanalım, hadi hocam, hayatın keyfini çıkaralım, bugün varız, yann yokuz" hissi uyandırıyor. Depresyondaki adamları kurtarmak için birebir diyebilirim yani. Bu paragrafı daha fazla uzatmadan "bir EA Soundtrack klasiği" diyorum ve geçiyorum bu konuyu da.
Geldik bu mükemmel oyunun inceleme yazısının sonuna. Sanırım hepiniz benim ne diyeceğimi zaten tahmin edebiliyorsunuz, yani aslında ben sizlere şimdi buradan "bu oyunu almayan hıyar ağasıdır" desem bile az gelir, bunun farkındasınız. Kesinlikle alınması gereken bir oyun arkadaşlar, kesinlikle... Şimdi ciddi söylüyorum, kaldığınız yerde bırakın dergimizi, gidin ayakkabılarınızı giyin ve artık nereden oyun alıyorsanız gidin alın bu oyunu. Sakın bana "ama Playstation 2'im yok, bende XBOX'da yok be abim" demeyin. Artık zamanı geldi arkadaşlar. Gidin kendinize bir XBOX alın ve artık bu mükemmel oyunların tadını çıkarın. Zaten dövüş oyunlarını kaçırıyor bütün PC'ciler, artık bu tür yarış oyunlarını da kaçırmaya başladılar. Bence tutmayın kendinizi ve saldırın konsol olayına. |